6 Mart 2019 Çarşamba
Veda Bunun Adı
Birinden mi, kimden? Bir şeyden mi, neyden? Medet umduğum ne, kim, yerse o yer tam olarak neresi?
Dünyaya geliş kolay olmalı. Dünyaya getirenden mi hesap sorulmalı yoksa? Boşa kürek çekmek olur. İnsan dünyaya gelir ve bazen vaktini bekleyip bazen ise bunu beceremeden gider. Boşa kürek çekmek deyimi her yere uydu gibi oldu. Dünyaya gelmek kolay olmalı. Söz hakkı yok doğal olarak bilmediğim bir yere gelmek istemiyorum deme lüksü de yok.
Geldin işte. Bebektin önce isminin konulması için yaklaşık 10 gün bekledin. İsmini koymak isteyen amcan altınsız gelmek istemediği için 10 gün bekledin. İsimsizdi belkide adın. Baban ve annen sana ne diye seslendiler acaba 10 gün boyunca. İsmine kavuştun amcan gelince. İsminin 10 gün geç verilmesinden kaynaklı olduğunu düşündüm şimdi. Bu ismi kabullenmeyişinin. Seslenildiğinde bakmaman hatta, bana sorarsan bundan kaynaklanıyor. Ben kim miyim? Sen değilim. Bak biraz önce bir gürcü gelin ve damadın birbirlerine sarıldığı küçük bibloya daldın böyle uzunca. Yöresel kıyafetlerinin güzelliğini düşünmediğine eminim. Dalışın hiç yoktan yere de değil. Sonrası vedayı getirecek.
Annen ve baban üçüncü çocukları olduğun için mi bilinmez 7 yaşına gelene kadar sana kimlik çıkartmadılar. Değil mi? Mahalledeki arkadaşların okula giderken sen onların gelişini beklerdin. 90 ların hemen başı oysa dünyaya geldiğin vakit. Yani çok çok eskiler değil. Bir hafta 10 gün kadar sonra kimliğin çıkıyor ve sende okula gidiyorsun sonunda. Gidiyor gidiyor geliyorsun. Hiç büyümüyorsun. Hiç büyümüyorsun.
Güzel kızlar, esmer çocuklar vardı sınıfında. Ve Türkçe yazılından 100 aldığını duyduğunda işte tam o zaman, bu puanlara pek alışkın değildin. Kimse alışkın değildi. 100 deyince çok büyük bir şey oluyordu. En büyükten bile büyük.
Fazla esmer, çekingen bir kız. Çekingenliğini sokak kavgalarıyla üzerinden atmaya çalıştığı yıllar. Gecekondu evlerin çatılarında dolaşan, kiremitleri kırmamak için parmak uçlarında yürüdüğü zamanlar. Yüksekten korkmadığı zamanlar yani. Mahallede çıkan kavgalarda çocuklarının arkalarında duran anne babalar. Çocuklarının başlarını okşayan haksızsa bile insanların içinde çocuklarının ellerini tutan anne babalar.
Haklı olduğumuzda bile yani haksız yere dayak yediğimizde bile sahip çıkmayan annen baban. Bir de üstüne onlardan dayak yemen. Dünyaya gelmek kolay olmalı. Değil mi?
Çatılarda aradığın kuşlar yok şimdi. Varsa da sana uzaklar. Kırkanat en sevdiklerin arasında. Bunu da bilirim. Ben herşeyi bilirim.
Öyle bir yokuş işte bildiğinizden daha uzun, daha dik. Öyle bir düşüş. Dizler paramparça, kan içinde. Oysa sana seslenenin baban olduğunu anlarsan öyle koşarsın. Koşarken seni arı sokmuş çokta umrunda olmaz. Düşersin. Sağlam düşersin.
Bir baktım baban sana göğüs kısmında redkit resmi olan bir tişört almış sokak satıcısından. Herhalde olurdu üzerine. Denendiği nerede görülmüştür al ve giy işte. Sevin işte. Sıkı sıkıya tutunduğun sarı renkteki tişörtü giydiğinde, yakasının böyle bir tarafının yamuk olduğunu gördüm bende.
Herhalde benim vücudumdan kaynaklı diye düşündün. Dünyaya gelmek kolay olmalı. Kızma. O tişörtü bende hiç unutamadım. Derken boyun uzamadı, kilo ise hiç alamadın. Ufak tefek kaldı bu çocuk dediler. Annen ekmek yediğini söyledi hemen. Yemekle birlikte ekmek yemeyen çocuklar büyüyordu. Yemek yerine ekmekle karnını doyuran sen ise kalıyordun öylece.
Dünya işte. Tadı buruk ve mayhoş olan şeyleri severdin. İğdeyi ve ayvayı yemyeşilken severdin. Olgunlaşmış meyve hiç sana göre değildi. Kayısı yeşilken yenirdi o mahallede. Olgunlaşanlarla mahalledeki teyzeler tarafından çocukların kahvaltıda yiyecekleri reçeller yapılırdı.
Zeytini seven, ekmekle giyen çocuktun sen. Zeytin yerken canı peynir isteyen. Peynir yerken ise zeytin. Bu hissiyatı bilenler çıkacaktır şaşırma sakın.
Şimdilerde siyasi propagandaların giriş cümleleri olan bir şeyler için girilen kuyruklar. Beklemeler, beklemeler.
Yaşını hatırlamasanda tam olarak 10 belkide 12. Sabahın karanlığında henüz gün ışımamışken henüz geceyken ekmek almaya giden aile fertleri arasındaydın çocuk yaşında. Ablalar ve sen. Ve komşu annen, akraban aynı zamanda. Senden başka tüm mahalle çocuklarının annesi o. Karanlıkta herkese 5er tane ekmek verilirdi. 5er ekmek alabilirdin paranla.
Şimdilerde yaşını sorduklarında biraz hoş sohbetten sonra, çocukluktan beri yediğimiz halk ekmeğinin 15 kuruş olduğu zamanları biliyorum ben cümlesini gönderiveriyorum. Hatta üzerine 1 lira 5 kuruş a 7 ekmek alınabileceğini ekleyip bazen 6 ekmek alıp kalan paraya leblebi tozu aldığımı itiraf ediyorum.
Dünya böyle bir yer işte. Dünyaya gelmek kolay olmalı diyorum yeniden . Çok kolay.
Ama gitmek mesele.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder